Hanning hakkında yürütülen casusluk soruşturması, Eylül 2025'te iş insanı Christina Block'un çocuklarının kaçırılması davası kapsamında evinde yapılan aramada ele geçirilen belgeler üzerine başlatıldı.
Ardından, eski BND Başkanı Hanning vatana ihanet niteliğinde casusluk, devlet sırlarını araştırmak, vatana ihanete teşebbüs etmek ve casusluk yapmak suçlamalarıyla 7 Ekim'de tutuklandı.
Hanning'in yönetim kurulunda yer aldığı İsrailli bir güvenlik şirketinin çalışanlarının, çocukların kaçırılmasına ilişkin davada yer alması, eski BND Başkanı'nın İsrail istihbaratı ile bağlantısı olup olmadığı sorusunu akıllara getirdi.
Daha sonra Hanning'in, ABD'de İsrail adına faaliyet yürüten ve "İsrail’in Washington’daki gölge istihbarat kanadı" olarak bilinen Nükleer İran'a Karşı Birlik (UANI) kuruluşunun danışma kurulunda yer aldığı ortaya çıktı.
Uzmanlar, soruşturmanın yalnızca Almanya'nın değil müttefik ülkelerin de ulusal güvenliğini etkileyebileceğini ve Hanning'in İsrail istihbaratı tarafından angaje, sevk ve idare edilmiş olabileceğini vurguluyor.
Bursa Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı ve istihbarat çalışmaları alanında uzman Dr. Tolga Ökten, Hanning'in casusluk suçlamasıyla tutuklanmasına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Darıcılı, "Bu olay, sadece Alman istihbarat tarihinin değil, yakın tarihin en önemli casusluk vakalarından bir tanesi. Almanya'nın istihbarat sisteminin başındaki bir ismin, başka ülkelerin lehine casusluk yaptığına dair ciddi bir iddianame söz konusu. Bu, Almanya'nın devlet sırrı niteliğindeki bilgilerinin üçüncü ülkelerin eline geçmiş olabileceği anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.
Hanning'in söz konusu faaliyetleri görevdeyken mi yoksa emekli olduktan sonra mı yaptığının henüz bilinmediğine işaret eden Darıcılı, eski özel kalem müdürü aracılığıyla elde edilen belgelerin analizlerde kullanılmasının dahi Almanya'nın ulusal güvenliği açısından ciddi sorun oluşturduğuna dikkati çekti.
Darıcılı, istihbarat servislerinin ulusal çıkarları doğrultusunda diğer ülkelerin servisleriyle bilgi paylaşımında bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu iddiaların Almanya'nın müttefikleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Almanya ile istihbarat işbirliği yapan ABD ve İngiltere gibi ülkelerin, paylaştıkları gizli bilgilerin üçüncü tarafların eline geçip geçmediğini sorgulamasının doğal olduğunu belirten Darıcılı, müttefik ülkelere veya diğer ülkelerin akredite istihbarat personellerine ait bilgilerin sızdırılmış olabileceğini ifade etti.