Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü ile ilişkili Afrika uzmanı Dr. Fatma Yıldız ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Turhan, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmelerde Etiyopya'da geçmişte birbirleriyle çatışan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF), Fano ve Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) gibi silahlı yapıların da aralarında bulunduğu 7 grubun hükümete karşı aynı ittifakta buluşmasının ortak bir siyasi programdan değil, hükümete karşı ortak tutumdan kaynaklandığını ifade etti.
Turhan, 7’li ittifakı bir araya getiren farklı saiklerin bulunduğunu ancak bunların başında Başbakan Ahmed’in "merkezileştirme" politikalarının geldiğini belirtti.
Abiy Ahmed'in merkezi yönetimin yetkilerini güçlendirmeye yönelik adımlarının zaman içinde farklı gruplarla ilişkileri bozduğunu ifade eden Turhan, "Bu yönde atılmış her adım ona bir müttefik kaybettirdi." dedi.
Doç. Dr. Turhan, 2019'da Etiyopya Halkları Devrimci Demokratik Cephesi (EPRDF) feshedilerek Refah Partisi'nin kurulmasının Tigray'da etnik federal düzenin tasfiye edileceği endişesine yol açtığını ve bunun da 2020'de başlayan savaşın zeminini hazırladığını söyledi.
Tigray Savaşı sırasında federal hükümetin yanında yer alan Eritre'nin, Pretoria Anlaşması sürecinin dışında bırakılması ve TPLF'nin siyasi varlığını sürdürmesi nedeniyle tutum değiştirdiğini aktaran Turhan, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'de liman talebinin de Asmara tarafından Eritre'deki Assab Limanı üzerinde hak iddiası olarak yorumlandığını kaydetti.
Amhara bölgesinde Welkait ve Raya meselesinin çözülememesinin tepkiyi artırdığını belirten Turhan, şunları söyledi:
“2023’te bölgesel özel kuvvetlerin dağıtılması kararı Fano'yu açık isyana itti. Oromiya'da ise OLA ile federal hükümet arasındaki çatışmalar sürüyor. Etnik düzlemde her grup kendi bölgesinin özerkliğini, siyasi düzlemde temsil ve güç paylaşımını, ekonomik düzlemde de toprak ve kaynak kontrolünü talep ediyor. Bu talepler birbirinden çok farklı olsa da hepsinin muhatabı aynı merkez.”
Etiyopya'da ekonomik adaletsizlik algısının uzun süredir etnik kimlikle iç içe geçtiğini belirten Yunus Turhan, bunun silahlı grupların toplumsal taban bulmasında etkili olduğunu ifade etti.
EPRDF döneminde Tigraylı elitlerin ekonomi ve güvenlik bürokrasisindeki etkisinin diğer bölgelerde Tigray'ın ülke yönetiminde ayrıcalıklı konuma sahip olduğu algısını güçlendirdiğini belirten Turhan, bu dönemde ekonomik kaynakların dağılımına ilişkin rahatsızlıkların da arttığını söyledi.
2014-2016 yıllarındaki Oromo protestolarında ise Addis Ababa'nın genişletilmesi ve yatırım projeleri için gerçekleştirilen toprak istimlaklarının önemli rol oynadığını kaydetti.