Bilgi ve iletişim teknolojilerinin algı yönetimi amacıyla kullanılmasını ifade eden "bilgi savaşı", gelişen teknolojiyle birlikte çoğunlukla sosyal medya üzerinden yapay zeka destekli sahte içeriklerle yürütülüyor.
Bilgi savaşı, eskiden gazete ve televizyon gibi kitle iletişim araçları üzerinden yapılırken dijital çağda sosyal medya aracılığıyla, yapay zekayla oluşturulan sahte içeriklerle yeni boyutlara taşınıyor.
Bu durum klasik propaganda yöntemlerini etkisiz hale getiriyor, gerçeğin bulanıklaşmasına ve kaynağın belirsizleşmesine yol açıyor.
Bu anlamda sosyal medya, özellikle çatışma dönemlerinde savaşın "dijital cephesi" haline gelirken sahte içerikler, hakikat zeminini sarsıyor.
Uzmanlara göre, "deepfake" ve diğer sahte içeriklerin hızla yaygınlaşmasındaki amaç, insanları tek bir yanlış hikayeye inandırmaktan ziyade hangi bilgilere güvenilebileceği konusunda genel belirsizlik yaratmak olabilir.
Avustralya merkezli RMIT Üniversitesi Bilgi Sistemleri ve İş Analitiği Bölümü'nden Öğretim Görevlisi Shahriar Kaisar, AA muhabirine, sosyal medya platformlarının çatışma dönemlerinde kamuoyunun algısını şekillendirmede önemli rol oynadıklarını belirterek, birçok kişinin bu ağları alternatif haber kaynağı olarak takip ettiğini söyledi.
Bu platformlarda yanlış bilginin çok hızlı şekilde yayılabildiği konusunda uyarıda bulunan Kaisar, bu durumun gerçeği yansıtmayan bazı bakış açılarının "baskın görünmesine" neden olabileceğini dile getirdi.
Kaisar, "Algoritmalar, genellikle kullanıcı etkileşimini en üst düzeye çıkarmak üzere tasarlandığından belirli anlatıları diğerlerine göre daha fazla öne çıkarabilir. Bu da duygusal açıdan güçlü, kutuplaştırıcı veya görsel olarak çarpıcı içeriklerin öne çıkarılma olasılığının daha yüksek olduğu anlamına gelir." dedi.
Kaisar, sosyal medyada yapay zeka ve "deepfake" gibi dijital araçlarla son derece gerçekçi ancak sahte ses ve video üreterek "propaganda içeriklerini" hedefe uygun hale getirmenin mümkün olduğuna dikkati çekti.
Çatışma dönemlerinde birçok hükümetin sosyal medya platformları aracılığıyla kamuoyundaki algıyı şekillendirmeye ve kontrol etmeye çalıştığını belirten Kaisar, hükümetlerin kendi anlatılarını yayarak hem ulusal hem de uluslararası kamuoyunun durumu nasıl algıladığını etkilemeye çalıştıklarını söyledi.