AA muhabirinin Afrika Stratejik Araştırmalar Merkezi (ACSS) ve uluslararası kuruluşlardan derlediği verilere göre Sudan'da 15 Nisan 2023'te başlayan Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar, başta Çad olmak üzere komşu ülkeler için giderek daha ciddi sonuçlar doğuruyor.
Aralık 2025'te Tine yakınlarında düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında 2 Çad askeri hayatını kaybetti. Ocak 2026'da doğu sınırında HDK ile çıkan çatışmalarda 7 asker öldü. Şubat 2026'da Encemine yönetimi, Sudan sınırını kapatarak yaklaşık 1400 kilometrelik hatta binlerce asker konuşlandırdı ancak ihlaller farklı şekillerde devam etti. Bu durum, Sudan'daki çatışmaların Çad için doğrudan güvenlik tehdidine dönüştüğünü gösteriyor.
Sudan'daki çatışmalar, Çad üzerinde güvenlik, jeopolitik, insani ve siyasi baskıyı artırıyor. Bağımsız bazı kaynaklar, Devlet Başkanı Mahamat Idriss Deby Itno'nun yönetiminin 2023'ten bu yana HDK'ye destek sağladığını öne sürüyor ve bu durumun özellikle kuzey ve doğu Çad'daki etnik, kabilesel ve siyasi fay hatlarını ülke içinde derinleştirdiği ifade ediliyor.
Çad'ın Birleşik Arap Emirlikleri ve kısmen Rusya ile yakınlaşması, Sudan krizinin etkilerine karşı bir strateji olarak görülse de bölgesel gerilimi artırıyor. Çad-Sudan sınırı, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Güney Sudan'a uzanan hatta silah kaçakçılığı ve silahlı grup hareketliliği için aktif bir koridor haline geldi.
Ülkede çoğu Darfur'dan gelen yaklaşık 1 milyon 300 bin Sudanlı mülteci bulunuyor ve bu durum yoksulluk ve gıda güvensizliğiyle mücadele eden doğu bölgelerinde ciddi baskı oluşturuyor. Sudan'daki çatışmalar, Çad'ın mevcut kırılganlıklarını derinleştirerek güvenlik tehditlerini yönetme kapasitesini zorluyor.
Sudan'daki çatışma, yalnızca HDK ile ordu arasındaki mücadeleyle sınırlı değil çok sayıda silahlı grup, yerel milis ve topluluk temelli güç sahada etkili. Bu durum, komşu ülkelerin stratejik hesaplarını da karmaşıklaştırıyor.
Çad'da 2021-2024 siyasi geçiş sürecinin ardından istikrarsızlık sürerken ülkenin kuzey ve doğusunda silahlı gruplar varlığını koruyor, batıda ise Çad Gölü bölgesinde Boko Haram ve ISWAP'ın saldırıları devam ediyor. Sudan'daki çatışmaların etkisiyle toplumsal dengeler bozuluyor ve sınır ötesi topluluklar arasındaki ayrışma derinleşiyor.
Uzmanlara göre Sudan ordusunun üstün gelmesi, özellikle Hartum ve ülkenin merkezindeki çatışma alanlarında yeni vekalet çatışmalarını tetikleyebilir. Sudan’ın fiilen bölünmesi ise uzun süreli istikrarsızlığa yol açabilir. Her iki senaryoda da Çad silah kaçakçılığı, militan hareketliliği, insani baskı ve dış müdahalelerle karşı karşıya kalacak. Bu nedenle bazı analistler, Çad'ın tarafsız bir politika benimsemesinin ve dış bağımlılığı azaltmasının uzun vadede daha istikrarlı bir seçenek olabileceğini vurguluyor.
BM raporları ve uluslararası gözlemciler, BAE'nin Çad'ın kuzeyindeki Amdjarass Havalimanı'nı insani yardım gerekçesiyle lojistik merkez olarak kullandığını belirtiyor. Bu sevkiyatların HDK'ye askeri ekipman sağladığı yönündeki iddialar, Hartum ile N'Djamena hattında gerilimi artırıyor. Sudan ordusu, Çad'ı "çatışmanın tarafı" olmakla suçluyor, dolayısıyla Sudan ordusunun Çad topraklarındaki Amdjarass veya N'Djamena gibi hava üslerine ya da lojistik hatlara yönelik askeri müdahalesi bölgesel çatışmayı tetikleyebilir.
Sudan'daki çatışmaların etkileri, Çad ordusuna da yansıyor. Sudan ordusuyla bağlantılı unsurlar ile HDK ile etnik ilişkileri olan gruplar arasında görüş ayrılıkları yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Mahamat Deby'nin mensubu olduğu Zaghawa topluluğu, Darfur'daki gelişmeler nedeniyle yönetimin politikalarına tepkili, bu da ordu içi gerilimi arttırıyor.