Uzmanlar, Mora’da yaşayan Türk nüfusuna "kasıtlı ve sistematik" olarak hedef alan katliamların, homojen bir Hristiyan-Rum toplumu yaratma düşüncesinden kaynaklandığına işaret ederek, Yunanistan'ın tarihindeki bu katliamla modern dünyanın önünde yüzleşmesi gerektiğini belirtti.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Fuat Örenç, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emete Gözügüzelli ve Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Balkan Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Akyay, Yunanistan'ın bağımsızlık sürecinde Mora'da yaşanan katliamlar ve tarihsel sürece ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Komşu Yunanistan'ın Osmanlı Devleti'nden ayrılarak bağımsız olduğu 1830'dan itibaren Türkler aleyhinde sürekli olumsuz tavır içerisinde olduğunu aktaran Örenç, "Yunanlar milli kimliklerini oluşturmada Türk düşmanlığını önemli bir argüman olarak kullanıyorlar. Ayrıca da topraklarını genişletmek için 'Megali Idea' dedikleri bir yayılmacı siyaset benimsiyorlar. Bu Megali Idea hedefinde Türk toprakları bulunuyor. Bu 1830'dan itibaren bu şekilde devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Örenç, Yunanistan'ın kuruluş sürecindeki katliamlarını gizlendiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Bugün sürekli olarak Türkler aleyhine olumsuz propaganda yaparken tarihin içerisindeki bu karanlık sayfaları gizlemeye çalışıyor. Yunanistan'ın kuruluşunu sağlayan, kuruluşuna giden yol 1821 Rum isyanı sonrası gerçekleşti. Rum isyanı, bugün Yunanistan'ın merkez bölgesi olan Mora Yarımadası dediğimiz bölgede başlamış oldu. Ve burada asırlar boyunca yaşayan on binlerce Türk acımasızca katledildi. Yunanistan'ın bütün şehirlerindeki Türkler katledildi, yok edildi. Bütün Türk izleri Mora Yarımadası'ndan yok edildi."
Mora Yarımadası'nda özellikle Tripoliçe'de 5 Ekim 1821'deki katliamın "tarihte eşine az rastlanır bir vahşet örneği" olduğunu anlatan Örenç, isyan boyunca Rumlardan kaçan Türk ve Müslümanların Mora'nın yönetim merkezi Tripoliçe Kalesi'ne sığındığını aktardı.
Örenç, kaleye sığınanların Rum isyancı çeteleri tarafından kuşatıldığına işaret ederek, "Buradaki insanlar açlığa dayanamayıp teslim oldukları halde, teslim hususunda bir anlaşma yapıldığı halde buna riayet edilmedi ve 40 bin Türk vahşice katledildi. Malları yağmalandı. Kadınlar, çocuklar köle pazarında satıldı. Çok acımasız bir katliam ve vahşet gerçekleşti. Yunanlar bu katliamla yüzleşmek şöyle dursun, Tripoliçe katliamını öven bir destanı, şiiri, milli marşları yaptılar." değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) de aynı marşı benimsediğine değinen Örenç, "Bugün hem Kıbrıs Rumları hem Yunanistan, Türklere yapılan katliamları öven bir şiirden beslenen milli marşı gururla dinlemektedir." dedi.
Örenç, "Adalar haksız bir şekilde Avrupalıların desteğiyle Yunanistan'a verildi. Bugün Ege'deki paylaşım son derece haksızdır." görüşünü paylaştı.
Örenç, adalar ve Batı Trakya'daki Türk eserlerinin yok edildiğini, Türklerin baskı altına alındığını ve asimilasyona uğradığını belirterek, "Yunanistan, Birinci Dünya Savaşı sonrası Mondros'un imzalanmasının akabinde 15 Mayıs 1919'da İzmir işgaliyle Anadolu Harekatı'nı başlattı. Bu süreçte Afyon'a kadar işgal ettiği bölgelerde Türklere çok ciddi baskılar yaptığı zulümler gerçekleştirdi. Türklerin mallarına, canlarına zarar verdi. Ağır katliamlar yaptı. Bu katliamların hepsi uluslararası raporlarla sabittir, bilinir. Ayrıca bölgedeki Ermenilerle de işbirliği yaparak Türklerin canına kastetti." diye konuştu.