GÜNCEL

Yapay zeka çağında sıklet merkezi: Türkiye nerede ayrışabilir?

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Bölge Çalışmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Başar Baysal, 13 Haziran'da açıklanan Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı

Ağrı
Yapay zeka çağında sıklet merkezi: Türkiye nerede ayrışabilir?

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Bölge Çalışmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Başar Baysal, 13 Haziran'da açıklanan Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı çerçevesinde Türkiye'nin bu alandaki hedeflerini ve izlemesi gereken stratejiyi AA Analiz için kaleme aldı.

***

13 Haziran'da Tersane İstanbul'da düzenlenen Türkiye Yapay Zeka Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026-2030 dönemini kapsayan yeni Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı'nı açıkladı. Zirvenin kendisi ve planın "fark et, istifade et, üret, yönet" dörtlü mimarisi, Türkiye'nin bu alanı sadece olası bir seçenek olarak değil, stratejik bir öncelik olarak gördüğünün; teknolojideki dönüşümü erken fark eden ülkeler arasında yer alma iradesinin göstergesidir. Bu farkındalık başlı başına kıymetli.

Çünkü yapay zeka çağında ülke gücü yeniden tanımlanıyor. Güç artık yalnızca ekonomik büyüklük ya da askeri kapasiteyle değil; veriyi işleyebilme, hesaplama altyapısına sahip olma ve kendi modelini üretebilme, kısacası "dijital egemenlik" ile ölçülüyor. Bu çerçevede bir ulusal yapay zeka planı, teknik bir yol haritasından fazlasıdır. Bir devletin kurulmakta olan düzende nasıl bir aktör olmak istediğine dair bir beyandır. Planın asıl önemi, Türkiye'nin teknoloji politikasında "farkındalık" evresinden "kapasite ve egemenlik" evresine geçme niyetini ortaya koymasındadır.

Bunu başaran ya da başarmaya çalışan ülke örnekleri var. Kapasitesine uygun stratejiler belirleyen ülkeler bunu farklı biçimlerde yapmaya gayret ediyor. Finlandiya, "Elements of AI" programıyla nüfusunun geniş kesimini temel yapay zeka okuryazarlığıyla donatmayı ulusal bir odak haline getirdi. Singapur, sınır modeller üretmek yerine güvenilir yapay zeka yönetişimi ve test çerçeveleriyle "kural koyucu" bir merkez olmayı seçti. Hindistan, onlarca yerel dili kapsayan kamu destekli dil modelleriyle dil-veri egemenliğini bir nişe dönüştürdü.

Bu noktada Türkiye'nin farkındalık aşamasından kapasite ve egemenlik aşamasına geçişi son derece kıymetlidir. Ancak niyet tek başına yeterli değildir. Bunun için kaynak gerçekçiliği de gerekir. Yapay zekanın her alanında aynı anda ilerleme çabası, Türkiye'nin ekonomik kapasitesini aşabilecek bir hedef olabilir. ABD ve Çin'in sermaye ve hesaplama gücü bakımından ulaştığı ölçek dikkate alındığında, Türkiye'nin rekabet alanlarını doğru belirlemesi stratejik yaklaşımın temelini oluşturacaktır.

Türkiye dağınık ilerleme yerine bir sıklet merkezi seçmeli ve orada derinleşmelidir. Stratejinin başarısı, özellikle öncü yapı geliştirme konusunda her alanda çabalamaktan değil, doğru yeri seçmekten geçecek. Seçilecek olan niş alanda elde edilecek başarı, daha sonraki genişlemenin de önünü açacaktır. Türkiye bu stratejiyi savunma sanayisinde kullandı. Savunma alanı içerisinde insansız hava aracı (İHA) teknolojisinin bir sıklet merkezi olarak belirlenmesi Türkiye'yi bu alanda öncü konumuna getirdi. Buradaki başarı şimdi savunma sektörünün farklı alanlarına doğru genişliyor. Yapay zeka AR-GE'sinde de benzer bir niş alan belirlenmesi gerekiyor.

Ancak bu, araştırma ve müzakere gerektiren bir strateji belirleme sürecidir. Zirvede açıklanan "kamu sektörü yerli çözümlerin ilk alıcısı olacak" yaklaşımı burada kritik; savunmada işe yarayan talep-çekme modeli, yapay zekaya taşınabilir. Belki de Türkiye'nin elinin zaten güçlü olduğu savunma alanında yapay zekanın kullanımı üzerine düşülebilir. Ya da TÜBİTAK gibi kurumlar üzerinden yapay zeka odaklı proje çağrıları yapılarak bu alanda çalışan araştırmacıların fikirlerini geliştirmeleri sağlanabilir.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/yapay-zeka-caginda-siklet-merkezi-turkiye-nerede-ayrisabilir

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI