Gelişen teknolojiyle birlikte hızla tabana yayılan ve geldiğimiz noktada neredeyse her şeye dahil olan yapay zeka harp sahasında da adından sıkça söz ettireceğe benziyor.
ABD Genelkurmayı, İran’a yönelik saldırılarda yapay zekanın yoğun şekilde kullandığını birinci elden doğruladı. İsrail yönetimi de özellikle hassas hedeflerin belirlenmesinde bu teknolojilerden faydalandıklarını söyledi.
Yapay zekanın savaşa doğrudan etkisi ilk kez bu denli net ve kapsamlı. Ancak bu durum kimi soruları da beraberinde getirdi… Örneğin; yapay zeka neleri yapabilecek duruma geldi? Tüm bu süreçleri yapay zekaya bırakmak ne kadar güvenilir? Ya da Türkiye gibi ülkeler yapay zekayı harp sahasında kullanabilecek noktada mı?
Bu soruların yanıtını ve daha fazlasını teknoloji temelli stratejiler konusunda uzman isimlerden biri olan Alper Özbilen ile konuştuk…
Belki de sayfalar dolusu cevabı olan bu soruya herkesin anlayabileceği basitlikte genel bir çerçeve çiziyor Özbilen… Öncelikle yapay zekanın elbette daha önce de özel operasyonlarda, istihbarat süreçlerinde ve farklı silah sistemlerinde kullanıldığını anımsatıyor. Ancak bu kullanım tarzının çoğunlukla platformlar ve ürünler düzeyinde ‘tekil’ kaldığını aktarıyor.
“Örneğin hedef tanıma, insansız araç navigasyonu veya görüntü analizleri gibi alanlarda yapay zeka destekli sistemler kullanılıyordu.” diyor Özbilen. Bugün gördüğümüz değişiminse farklı bir aşamaya işaret ettiğine dikkat çekiyor. “Yapay zeka artık tekil sistemlerin içinde çalışan bir yardımcı teknoloji olmaktan çıkıp genel harekatın koordinasyonunu hızlandıran bir katmana dönüşüyor.” ifadesini kullanıyor.
Daha önce Ukrayna savaşında yapay zeka destekli ürünlerin hem sahada hem de cephe gerisinde yaygın şekilde kullanılmaya başladığını anımsatıyor. Şu anda ise yapay zekanın doğrudan karar verme parametrelerinin merkezine yerleştiğinin ve bu süreçlere görülmemiş bir hız kazandırdığının altını çiziyor.
Alper Özbilen tam da bu noktada çok değerli bir tanımlama yapıyor ve “Bu nedenle artık ‘yapay zeka destekli savaş’ değil, ‘yapay zeka temelli savaş koşulları konuşulmalı.” diyor. Ardından şöyle devam ediyor:
“Yakın geçmişte istihbarat analiz süreçleri birtakım otomasyon uygulamalarına rağmen yoğun insan emeği ile yapılıyordu. Farklı kaynaklardan alınan bilgiler ve saha raporları yine farklı ekipler tarafından incelenirdi. Bu verilerin tek bir yerde bütünlenerek anlamlı bir tabloya dönüşmesi zaman alırdı. Bugün yapay zeka bu devasa veri havuzunu eş zamanlı tarayıp ilişkilendirerek karar vericilere çok daha hızlı bir tablo sunabiliyor.
Yapay zekanın süreçleri hızlandırması savaşların aynı hızla biteceği anlamına gelmez. Hatta daha önce tecrübe edilmemiş yeni komplikasyonlara ve savaşın genişleme risklerine de yol açabilir.”