Yaşamın 4 milyar yıl önce nasıl başladığına dair gizeme ışık tutan çalışmasıyla dikkati çeken 27 yaşındaki Furkan Öztürk, Caltech'te "Ozturk Lab" adıyla kendi laboratuvarını kurdu.
Nobel ödüllü biyokimyacı Jack Szostak tarafından doktora çalışması "çığır açıcı" olarak nitelendirilen Öztürk, ekibiyle laboratuvarında araştırmalarını sürdürüyor.
Öztürk, bir kongre için geldiği Türkiye'de AA muhabirine çalışmalarını anlattı.
Bilim dünyasında ses getiren doktora tezine değinen Öztürk, şöyle konuştu:
"Doktoramda, erken Dünya koşullarında, yani kabaca 4 milyar yıl önce yaşamın nasıl ortaya çıktığına dair bir problem üzerine çalışmaya başladım. Bu problem aslında, genetik moleküllerin fonksiyon gösterebilmesi için elzem bir özellik. 'Homokiralite' dediğimiz bu özelliğin nasıl ortaya çıktığına dair araştırmalar yaptım. Homokiralite karmaşık duyulan teknik bir terim ancak ifade ettiği şey gayet basit. 'Kiralite' geometrik bir özellik olup, objelerin sağ elli ve sol elli şekilde, yani birbirinden farklı iki ayna görüntüsünde olmasını ifade ediyor. Homokiralite de aslında bunların sadece bir tanesinin bulunması durumu, yani kiralitenin homojenliğini ifade ediyor, yalnızca sağ el veya yalnızca
Laboratuvar ortamında yapılan bir kimyasal sentezde bu moleküllerin sağ elli ve sol elli formlardan oluşan bir karışım şeklinde üretileceğini ifade eden Öztürk, biyolojiye, yani canlı sistemlere bakıldığında ise amino asitlerin sadece sol elli, şekerlerin ve nükleik asitlerin de sadece sağ elli formunun görüldüğünü belirtti.
Öztürk, yaşamın kimyadaki ayna simetrisini kırdığını ve bu kırılmanın yaşamın başlayabilmesi için bir gereklilik olduğunu vurguladı.
DNA sarmalına işaret eden Öztürk, şunları kaydetti:
"Bizim 5 liranın arkasına bakarsanız, orada bir ikili DNA sarmalı görürsünüz. Bu sarmal, sağa doğru kıvrılan bir şekildedir ancak sola doğru kıvrılan şeklinin de olması mümkündür. Ama 'Neden yoktur?' sorusu aslında, homokiralite probleminin bir parçasıdır. Benim ilgilendiğim, merak ettiğim soru buydu. Bu sorunu tespit eden kişi de meşhur Pasteur'dür. Yani böyle bir özelliğin olduğunu keşfeden kişi odur. Bunu 1848'de yapıyor. Bugün itibarıyla, tam 178 yıllık bir problem. Bu büyük problemin çözümüne katkı sunmuş olduk. Yaptığımız çalışmalar, manyetik etkileşimlerin önemini ortaya koydu. Manyetik taşlardaki elektronların, Dünya'nın manyetik alanı altında tek bir yöne doğru yöneldiğini ve bu yön
Öztürk, önerdiği çözümü deneysel olarak da doğruladıklarını belirterek, "Bu aslında yaşamın başlangıcı için gerekli çok önemli bir özelliğin doğal yollarla nasıl ortaya çıkmış olabileceğini gösteriyor." dedi.