Seyr-i süluk yolculuğu ve içsel arayışın fotoğraf, heykel, enstalasyon, yapay zeka videosu ve geleneksel müzikle harmanlandığı sergi, yarın Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde kapılarını açacak.
Ubey Talha Akkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Yol" ismini verdiği bu serginin sıradan bir fotoğraf sergisi olmadığını, mekanın tamamını kullanan ve farklı sanat disiplinlerini tasavvuf çatısı altında birleştiren bütünsel bir çalışma olduğunu belirtti.
Sergide yer alan 7 fotoğrafı son 10 yıl içerisinde farklı mekanlarda farklı zamanlarda çektiğini ifade eden Akkaya, "Özellikle belgesel fotoğrafçılığıyla haşır neşir olduğum için mültecilik üzerine, insan hakları üzerine çalışmalar yapıyordum ve bu fotoğrafları çekmeye başladım. Sonra dönüp bakınca 10 yıl sonra aslında fotoğrafların hepsi ortak bir sorunun arkasından gidiyorlardı. Sonra bu 'Yol' sergisi ortaya çıktı." dedi.
Sergi mekanının Galata Mevlevihanesi haziresinde suskunlar anlamındaki "Hamuşan" denilen kabristan ile yan yana olduğuna işaret eden sanatçı, "Buradaki asıl misafir biz olduk, Hamuşanlara misafir olduk. İzleyicinin bu 7 fotoğrafta, 7 hal değişikliğine tanık olacağı kişiler, aslında Hamuşanlar olacak. Bu yolda yürüyüp sonuna varan dervişleri aslında hemen bu yan tarafta görecekler. O yüzden çok kıymetli bir yer oldu benim için." değerlendirmesini yaptı.
Gözündeki bir renk görme bozukluğu nedeniyle dünyayı siyah-beyaz ve yüksek aydınlıkta daha rahat algıladığını dile getiren Akkaya, şunları kaydetti:
"Fotoğraf dilinde 'white balance' denilen ışık dengesi benim dünyamda dört kat daha aydınlık ve yüksek kontrastlı. Yani bu sergideki fotoğraflar aslında dünyayı doğrudan benim gözümden yansıtıyor. Ancak bunun ötesinde, renkler çekildiğinde sessizlik başlıyor aslında. Siyah-beyazın bu sergiye bu kadar yakışmasının en güzel hali bu sessizliğin insandaki o manayı, derinliği ve sükuneti ortaya çıkartmasıdır. Dervişin yürüyüşünün o sükuneti, o siyah-beyazı sadece gölge ve ışıkta var. İçimizdeki o nefsimiz de ya gölgede ya da ışıkta var. O yüzden siyah-beyaz ve yüksek kontrastlı fotoğraflar oldu."
Akkaya, dervişin seyr-i sülukundaki 7 ayrı hal değişikliğini simgeleyen 7 fotoğrafın yer aldığı serginin merkezinde ise 2,5 metre uzunluğunda basılan ve yolculuğun ilk adımını temsil eden büyük bir yol fotoğrafı bulunduğunu, soyut yol kavramını somutlaştırmak adına fotoğrafın önüne sönmemiş kireç taşından oluşan özel bir enstalasyon yerleştirdiğini belirtti.
Kireç taşının yüksek sıcaklıklarda beyazlaşmasını insanın olgunlaşma sürecine benzettiği için özellikle tercih ettiğini ifade eden Akkaya, "Burada o yolu, çizgi halindeki yolu tekrardan salona getirip soyut olan bir yolu somutlaştırıp izleyicinin de o yolda hemhal olmasını, yürümesini sağlamak istedim." dedi.
Sergide Rast makamında bestelenen bir müziğin de ziyaretçilere sunulacağına işaret eden Akkaya, "Rast makamı berraklaştırmayı sağlar, bimarhanelerde Rast makamı o yüzden kullanılmış. İzleyici girdiği zamanda zihninin berraklaşıp bu yolculuğa çıkmasını rahatlatmak için aslında. O müzikte doğal sesler, kuş sesleri, rebap, ud ve 7 fotoğrafın sembolizasyon alanında 7 zikir var içerisinde. Aslında bir deneyim alanı oluşturdum burada. Bu serginin amacı bir sonucu göstermek değil, yolun güzelliğini göstermek." görüşünü paylaştı.
İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin'e sergiye katkılarından dolayı teşekkür eden Akkaya, genellikle sergi alanında bulunarak ziyaretçilerin sorularını cevaplamaya ve sergiyi anlatmaya çalışacağını kaydetti.