Sinemanın hakikatle ilişkisi ve iyileştirici gücü, "kültürel yetimlik" kavramı ve modern dünyanın sınırlarına dair AA muhabirine açıklamada bulunan Khemir, güncel görüntülerin dünyadaki mutsuzluğu tetiklediğini vurguladı.
Khemir, modern dünyada insanın maruz kaldığı görüntülerin umudu çaldığını öne sürerek, şunları aktardı:
"Birçok alanda gerçekçi görüntüleri aşıp daha ötesine geçiyoruz. Öyle ki bugün savaş gibi vahim durumlar söz konusu olduğunda, orada bir realiteyi göstermek yerine savaş üzerine bir hikaye anlattığımız oluyor. Kimi zaman görsellerin üzerini bir yalan perdesiyle örtüyoruz. Görseller, dünyanın o zayıf halinden geliyor çünkü kimse hakikati dinleyecek halde değil. Dünya, bu görüntüler yüzünden hastalıklı bir hal aldı. Oradaki görüntüler, bizim yaşamamıza yardımcı olmak için oluşturulmuş görüntüler değil. Bizim hayallerimizi, umudumuzu ve hayatımızı çalmak üzere oluşturulmuş görüntüler."
Sinemanın kendisi için tefekkür aracı olduğunu ve sufi bakış açısıyla yapılan eserlerin insanları iyileştirmeyi amaçladığını vurgulayan Khemir, "Şu an güncel görüntüler, dünyadaki mutsuzluğun bir tezahürü olarak ortaya çıkıyor. Fakat buna nazaran sufi bakışla gördüğümüz görüntüler, aslında ruhumuzu iyileştirici bir etki yapmaya yarıyor. Sinemanın bir tür reprezentasyon, oyun formunda olduğunu düşünürsek sufi sinema da oradaki varoluşu, insanların varoluşunu destekliyor aslında." ifadelerini kullandı.
Nacer Khemir, masalların ve kadim anlatıların iyileştirici gücüne dikkati çekerek, masalları bir kozmogoni (evren oluşumu) olarak tanımladı.
Masalların çocuklar için koruyucu bir gökyüzü işlevi gördüğünü aktaran başarılı yönetmen, "Çocuklar sadece beslenerek, spor yaparak büyümez. Özellikle duygusal olarak masallarla büyürler. Unutuyoruz ki hisler ve zevkler aslında o çocuğu çocuk yapan, onu oluşturan şeyler." diye konuştu.
Usta yönetmen, her şeyin "satın alınabilir" olmasının mutsuzluğun temelini oluşturduğuna işaret ederek, "Masallar bir şeyler paylaşmak içindir. Bugün paylaşılacak aslında çok az şey var. Neredeyse her şey, satılacak ya da satın alınabilecek bir metaya dönüştü. Bu da dünyadaki mutsuzluğun bir çeşit görünür hali. Diyebiliriz ki paylaşmak, sufizmin ögelerinden bir tanesi." değerlendirmesinde bulundu.
Batılı sömürgeci zihniyetin kendisini "üstün, güçlü ve zeki" olarak kurgularken ötekini dinleme yetisini kaybettiğini savunan Khemir, dünyada monolog üzerine kurulu bir düzen olmasına eleştiri getirdi.
Khemir, kurulacak bağlantıları, ilişkileri öğretmek için tarihin tam olarak insanın karşısında durduğunu aktararak, "Sömürgeci kolonizatör mantıktan bahsetmek istemiyorum. Onlar nesiller boyu kendilerinin ne kadar üstün, büyük, güçlü ve daha zeki olduklarını anlattı ve beni dinlemek için durmadılar." dedi.
Çektiği filmleri kimse için yapmadığının altını çizen başarılı yönetmen, "Eğer biri için yaptığımı söylemem gerekirse belki de sadece çocuklar için yaptım çünkü onlarda hala bir ışık, ümit ve insaniyetin saklı olduğunu düşünüyorum." görüşünü paylaştı.